Story
BİRAZ KAYBOLABİLİR MİYİM?
Hayır! saklambaç oynamak yasak! Hayır! kaybolmak yasak! Hayır, hayır, hayır!
Fil Filo, ormanın içinden geçen nehrin kıyısında bir ileri bir geri yürüyordu. Su akıyor, yapraklar yüzüyordu. Filo'nun içini korku kaplamıştı. Hortumunu huzursuzca sallıyor, düşüncelerini susturmaya çalışıyordu ama başaramıyordu.
Filo, yemyeşil bir ormanda yaşıyordu. Ormanın en büyük ve güçlü hayvanlarından biriydi. Herkes yardım için ona koşardı. Filo cesur ve korkusuzdu. En azından herkes öyle sanıyordu.
Bu ormanda saklambaç oynamak yasaktı. Bir yerlere saklanmak, gözden kaybolmak bile… Çünkü ormanda yıllar önce yaşanan bir olay, herkesin aklında iz bırakmıştı.
Her akşam hayvanlar bir araya gelir, listedeki isimler tek tek okunurdu. Böylece herkesin orada olup olmadığına bakılırdı.
Filo'nun aklında başka bir şey vardı. O kaybolmak istiyordu ama bunu düşünmek bile onu korkutuyordu.
Akşam olmuştu. Hayvanlar her zamanki gibi büyük ağacın altında toplandı. Listedeki isimler tek tek okunmaya başladı.
“Tilki Tiftif!”
“Buradayım!”
“Tavşan Pofuduk!”
“Buradayım!”
“Sincap Çıtır!”
“Buradayım!”
“Kaplino!”
Sessizlik…
Bir süre beklendi ama ses gelmedi. İsimler okunmaya devam etti.
“Fil Filo!”
“Buradayım!” dedi Filo. Listedeki bütün isimler okunmuştu.
Filo, düşünceli bir hâlde evine döndü ve uykuya daldı.
Ertesi sabah uyanınca bahçesini sulamaya başladı. O sırada tilki Tiftif seslendi:
“Filo! Dolabımın en üst rafındaki kutuyu indirebilir misin? Merdivene çıkmaya korkuyorum.”
Filo, Tiftif'in evine gidip kutuyu indirdi.
“Teşekkür ederim, cesur Filo!” dedi Tiftif.
Filo yoluna devam etti. Günün geri kalanı da böyle geçiyordu. Biri dalı kaldırmasını istiyor, diğeri cevizlerini toplamak için yardım bekliyordu. Herkes ona teşekkür ediyor, ardından "Sen çok güçlüsün, Filo!" diyordu.
Filo eve döndü ve işlerini yaptı. Ama aklındaki düşünce bir türlü gitmiyordu.
Gece olduğunda, herkes uykuya daldıktan sonra sessizce evinden çıktı. Bir süre yürüdü. Sonra durup etrafına baktı. Bir süre daha öylece kaldı, ardından geldiği yoldan geri döndü. Filo, gitmekten korkmuştu.
Ertesi sabah dışarıdan gelen seslerle uyandı.
“Filo! Filo! Çabuk gel!”
Filo telaşlandı. Bir şey mi olmuştu? Korkuyla kapıya koştu ve dışarı çıktı.
Filo kapıdan çıkar çıkmaz bahçesindeki süslemeleri gördü. Şaşkınlıkla etrafına bakındı. Ağaçların dallarına renkli yapraklar asılmış, bahçenin dört bir yanı çiçeklerle süslenmişti. Bütün orman, Filo'ya teşekkür etmek için ona bir sürpriz hazırlamıştı.
Hayvanlar hep bir ağızdan bağırmaya başladı:
“Güçlü Filo! Cesur Filo! Harika Filo! İyi ki varsın, Filo!”
Filo kulaklarını sımsıkı kapattı. Sesler hâlâ susmuyordu. Gözlerini kapatıp başını iki yana salladı, sonra hızla evine koştu.
Bahçedeki hayvanlar şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Kimse Filo'nun neden böyle davrandığını anlayamamıştı. Sonra sessizce oradan ayrılıp evlerine döndüler.
Filo, yaptığından çok utanıyordu. Ama bu kez kararını vermişti. Artık gitmek istiyordu.
Gece olduğunda, herkes uykuya daldıktan sonra cesaretini toplamaya çalıştı. Kapıya yöneldi ve sessizce evden çıktı. Karanlıkta uzun süre yürüdü. Durup arkasına baktığında orman artık çok geride kalmıştı.
Sabah olduğunda, Filo'nun yokluğunu henüz kimse fark etmemişti. Hayvanlar her zamanki gibi günlük işlerini yapıyor, oyunlar oynuyor ve birbirleriyle vakit geçiriyordu.
Akşam yaklaşırken hayvanlar yeniden büyük ağacın altında toplandı. İsimler tek tek okunmaya başladı.
Sıra Kaplino'ya gelmişti.
“Kaplino!”
Sessizlik…
Ardından sıradaki isim okundu.
“Fil Filo!”
Yine sessizlik…
Bir süre beklendi ama Filo'dan ses gelmedi. Hayvanlar birbirlerine endişeyle baktılar.
“Filo nerede?”
“Filo'yu kimse gördü mü?”
“Yoksa o da mı koyboldu?”
Ormanda endişeli sesler yükselmeye başladı.
Hep birlikte Filo'nun evine gittiler. Kapıyı çaldılar ama açan olmadı. İçeri baktıklarında Filo'nun evde olmadığını gördüler.
Hayvanlar telaşlandı. Filo'yu bulabilmek için ormanın her yerinde onu aramaya başladılar.
O sırada Filo, ormanın dışında yürüyordu. Güneş yavaş yavaş batıyor, etraf kararıyordu. Yorulan Filo, çimenlerin üzerine oturdu. Etrafına endişeyle baktı. Bacakları titriyor, hortumunu huzursuzca sallıyordu.
Tam o sırada arkasından sakin bir ses geldi:
“Korkuyor musun?”
Filo hızla arkasına döndü ve karşısında küçük bir kaplumbağa duruyordu.
Sesi titreyerek, “Hayır, korkmuyorum! Filler çok büyük ve güçlüdür. Asla korkmazlar!” dedi. Cesur görünmeye çalışıyordu ama aslında çok korkuyordu.
Kaplumbağa sordu:
“Peki, büyük ve güçlü olanlar hiç korkmaz mı?”
“Tabii ki korkmaz! Yani… korkmamalı!” dedi Filo.
“Peki, ya küçük ve güçsüz olanlar?”
Filo sustu. Ne diyeceğini bilemedi.
“Adın ne senin?” diye sordu kaplumbağa.
“Filo.”
“Nereden geliyorsun, Filo?”
“Ormandan.”
“Peki, neden ayrıldın? Ormanı sevmiyor musun?”
“Seviyorum aslında… Ama herkes beni çok cesur ve güçlü sanıyor. Oysa ben de bazen korkuyorum. Bunu fark ederlerse benimle alay ederler diye endişeleniyorum,” diye açıkladı Filo.
Kaplumbağa bir süre düşündü.
“Sence korkmak kötü bir şey mi?” diye sordu.
Filo cevap vermedi. Bakışlarını çimenlere çevirdi.
“Biliyor musun, bir zamanlar ben de ormanda yaşıyordum,” dedi kaplumbağa.
“Öyle mi? Peki, neden ayrıldın?” diye sordu Filo.
“Bir gün arkadaşlarımla saklambaç oynuyorduk. Ben de biraz kaybolmak istemiştim. Saklanmak için buraya kadar geldim ve beni kimse bulamadı.”
Filo merakla sordu:
“Yani oyununuz yarım mı kaldı?”
“Evet, oyunumuz yarım kaldı,” dedi kaplumbağa.
Filo'nun aklına bir şey gelmişti. Heyecanla kaplumbağaya döndü.
“Yoksa sen Kaplino musun?”
“Evet, ben Kaplino'yum.” Kaplumbağa şaşkınlıkla Filo'ya baktı.
“Peki, benim kim olduğumu nereden biliyorsun?”
“Benim yaşadığım ormanda saklambaç oynamak yasak. Kaybolmak bile yasak! Demek sen de orada yaşıyordun. Saklambaç oynamanın neden yasaklandığını şimdi anladım!” dedi Filo.
Kaplino şaşkınlıkla dinledi.
“Demek ben kaybolduktan sonra ormanda saklambaç oynamak yasaklandı,” dedi.
“Peki, neden geri dönmedin?” diye sordu Filo.
“Her akşam hayvanlar bir araya geliyor. Herkesin ormanda olup olmadığını anlamak için isimler tek tek okunuyor. Senin adın da hâlâ listede.”
Kaplino'nun gözleri doldu. Yıllar geçmesine rağmen arkadaşlarının onu unutmadığını öğrenmek onu çok duygulandırmıştı. Başını eğdi, bir süre konuşamadı.
“Ben diğer hayvanlar kadar hızlı ve güçlü değildim. Arkadaşlarım benden daha hızlıydı, onlara bir türlü yetişemiyordum. Bazen beni bekliyorlardı ama yine de kendimi onlardan farklı hissediyordum.”
Filo bir süre Kaplino'ya baktı.
“Peki, farklı hissetmek kötü bir şey mi?” diye sordu.
“Peki, farklı hissetmek kötü bir şey mi?” diye sordu Filo.
“Bence değil, Filo. Ama ben kendimi diğer hayvanlardan farklı hissettiğimde bunun kötü bir şey olduğunu sanmıştım.”
Filo başını eğdi.
“Ben de herkesin beni hep güçlü ve korkusuz görmesi gerektiğini sanıyordum. Senin korktuğunda içine saklanıp kaybolabildiğin bir kabuğun var. Keşke benim de bir kabuğum olsaydı. İçine saklanıp ben de biraz kaybolabilseydim.”
“Benim kabuğum kaybolmak için saklandığım bir yer değil, Filo. O benim evim. Biraz kaybolmak istiyorsan evinden uzaklaşabilirsin ama evini terk etmemelisin.”
Filo, Kaplino'ya baktı.
“Ama sen de evini terk edip gitmişsin.”
Kaplino başını eğdi.
“Haklısın, Filo. Ben farklı hissettiğim için evimi terk ettim. Sen de güçlü görünmek zorunda hissettiğin için…”
Kaplino, yavaş olmanın ya da diğerlerinden farklı hissetmenin kötü bir şey olmadığını anlamıştı. Ama yıllardır ormana dönmeye bir türlü cesaret edememişti.
Filo bir süre düşündü. Sonra Kaplino'ya dönerek konuştu:
“Keşke ben güçlü görünen hayvanların da korkabileceğini, sen de herkese yetişmek zorunda olmadığını bilseydin. Belki de sen yavaş değilsindir, diğer hayvanlar çok hızlıdır. Bazen onlar sana yetişmeye çalışır, bazen sen onlara yetişmeye çalışırsın.”
Kaplino başını salladı.
“Haklısın, Filo. Herkesin birbirinden farklı olması kötü bir şey değil. Hatta güzel bir şey. Bazen yalnız kalmak da isteyebilirsin. Bu da kötü bir şey değil.”
Filo, Kaplino'ya baktı ve sordu:
“O zaman biraz kaybolabilir miyim?”
“Elbette,” dedi Kaplino.
Artık ikisi de korkmanın, farklı olmanın ve bazen yalnız kalmak istemenin normal olduğunu biliyordu.
Ormandaki herkes çok üzgündü. Filo'yu her yerde aramışlar ama bir türlü bulamamışlardı. Akşam olmaya başlamıştı. Her zamanki gibi büyük ağacın altında toplanıp sayım yapma vakti gelmişti.
Hayvanlar büyük ağacın altında toplandı. Listedeki isimler tek tek okunmaya başladı.
“Tilki Tiftif!”
“Buradayım!”
“Tavşan Pofuduk!”
“Buradayım!”
“Sincap Çıtır!”
“Buradayım!”
“Fil Filo!”
“Buradayım!”
Filo'nun sesini duyan hayvanlar şaşkınlıkla etraflarına bakındılar. Sonra onu görünce sevinçle yanına koştular.
“Filo, neredeydin sen?”
“Seni çok merak ettik!”
“Her yerde seni aradık!”
Filo arkadaşlarına baktı.
“Biliyorum ama bazen herkes beni çok güçlü ve korkusuz sanıyor. Korktuğumu söylemekten de korkuyordum. Ama bazen ben de korkuyorum. Bazen biraz yalnız kalmak istiyorum.”
Hayvanlar birbirlerine baktılar.
“Bunu bilmiyorduk, seni böyle hissettirdiğimiz için özür dileriz.” dedi Tiftif.
“Artık korktuğunda bize söyleyebilirsin.” dedi Pofuduk.
Filo gülümsedi ve herkes Filo'ya sarıldı. Sonra sayım devam etti.
“Kaplino!”
Bir an sessizlik oldu.
Tam herkes sıradaki isme geçecekken bir ses duyuldu:
“Sobe!”
Hayvanlar şaşkınlıkla sesin geldiği yere döndüler. Karşılarında Kaplino duruyordu.
Bütün hayvanlar mutluluktan çığlık atıyordu:
''KAPLİNO GELMİŞ! KAPLİNO GELMİŞ!!!
“KAPLİNO! NEREDEYDİN SEN?”
“SENİ ÇOK ÖZLEDİK!”
“SENİ HİÇ UNUTMADIK, KAPLİNO!”
Ormanda sevinçli sesler yükseldi. Herkes bir yandan Kaplino'ya sorular soruyor, bir yandan da ona sarılmak için yanına koşuyordu.
Kaplino arkadaşlarına baktı.
“Ben de sizleri çok özledim. Sizi hiç unutmadım, siz de beni unutmamışsınız. Ben sizden farklı olduğumu düşündüğüm için yavaş olduğum için ve size yetişemeyeceğimi düşündüğüm için gitmiştim. Filo da güçlü ve korkusuz görünmek zorunda hissettiği için gitmişti. Artık biliyorum ki hepimiz farklı olabiliriz ve herkes bazen yalnız kalmak isteyebilir. Ben gittikten sonra saklambaç oynamak bile yasaklanmış ama herkes biraz saklanmak isteyebilir öyle değil mi?”
Hayvanlar birbirlerine baktılar.
“İşte haklısın, Kaplino!” dedi Tiftif. “Herkes bazen saklanmak isteyebilir.”
“HADİ SAKLAMBAÇ OYNAYALIM'' dedi Pofuduk sevinçle.
Bütün hayvanlar heyecanla bağırdı:
“HADİ OYNAYALIM!”
Bütün ormandaki hayvanlar saklambaç oynamaya başladılar.
Filo ve Kaplino birlikte bir ağacın arkasına saklandılar.
Kaplino, Filo'ya dönüp sordu:
“Hâlâ korkuyor musun?”
Filo başını salladı.
“Evet, korkuyorum. Ama artık korkmanın kötü bir şey olmadığını biliyorum.”
Yıllardır yarım kalan oyun, Kaplino'nun ormana dönüşüyle tamamlanmıştı. Ama sadece Kaplino değil, bütün orman kazanmıştı oyunu.
Like It? Make Yours.
Pitch a story, pick an art style, and Comic Maker draws the rest. Then edit it, continue the story, or turn a panel into video.
Make a Comic